Boş bulunan her alana uzunlamasına beton parçaları dikilirken, bu beton yığınlarının gölgesi altında, kamburlarıyla yol alan, ezilmiş bireyler... Yükselen binalar ile demokrasinin yükseleceğini sanan, Osmanlıca öğrendikleri anda çevrilmiş tüm romanları, araştırma makalelerini okuyacağı umut edilen, halbuki alacağı eğitiminden ziyade oturacağı rezidansları hayal edenler... Umutlar içerisinde arşınladıkları yollarda birbirlerine bir selamı çok gören, diğer insanların hayatlarını ne kadar kötü hale getirebilirlerse bu küçücük eylemiyle o derece mutlu olan, hala masum ve cahil sanılan kişiler... Yaptığı işten keyif almayan, yalnızca patronunun kesesini dolduran ancak o iş yerindeki ünvanıyla övünmesini çok seven ucubeler... Esnaftan güler yüz bekleyen ama parayı uzatırken, "Dür bük, götüne sok!" edasına bürünen, bireysel zekasını toplumsal zekanın önüne öteleyen, kapitalist sistemin gösterişli sıradanlığı altında her zerresini göstermeyi çok seven, suçu kendinde aramaktansa başkalarına sataşmayı ilke edinen, dayatmacı rejimin büyüttüğü çocuklara şımarık diyen, tüm bunları gurur bayrağı altında taşıyan, öldürmekten haz alan, ruhları çoktan ölmüş olan piçleşmiş bedenler, güzel ülkenin tek ve nacizane sorununu oluşturan suçsuz profilleri..! Sevgisiz dünyanın, sevgisiz kalan insanları, mutlu ve kutlu olun!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder