Hep bir isyan halindeyiz insanlık
olarak. Sağlığımızdan, cebimizdeki hiçbir zaman yetmeyen yahut hiç olmayan paradan, ilişkilerimizden, çoğulluktan, yalnızlıktan...
Öyle benciliz ki göremiyoruz etrafımızda olan ve
biteni,doyamıyoruz acı kusmaya,ağlamaya...
Sen karnını çeşit çeşit yemek ile doyuruyorken o bir dilim
ekmeğe muhtaç yaşıyor. Annen gene kuru pilav mı yapmış? Ne yazık.. Bu duruma sitem
ederken unuttuğun nokta, onun burun kıvıracağı bir yemeği yapan anası bile
yok. Her gün yalnız başına oturduğu sofrasında ayakkabı boyayarak kazandığı
parayla aldığı bir ekmek ve yüz/iki yüz gram kuru soğanı var.
Unutma daha niceleri var...
Babanın her gün cebine koyduğu 50 lirayı pantolonunun cebi
delikmişcesine harcarken çok uzak değil, yanı başında aynı havayı soluduğun bu dünyada
babası şehit olanlar var.
Sen “Ben bu kitaba mı 20 lira vereceğim?” derken, Hakkari’den
Atatürk Üniversitesine gelen
kardeşim, babasının inşaatlarda kum kararak
kazandığı paraya acımayarak alıyor o kitabı. Ya da şahsen gidip kum
karıyor, kürek tutmaktan nasır tutmuş elleriyle uzatıyor sahafa parasını
gururla.
Dedim ya burası öyle bir coğrafya ki daha niceleri var...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder