13 Aralık 2013 Cuma

Bir ağacı sev yeter...



Kağıda kusan yazar Hakan Günday’a siyasi görüşü sorulduğunda, “İdeolojiler beni ilgilendirmiyor”diyor. Ve de insan herşey olabilir diye de ekliyor:

"Baskıcı bir otorite karşısında anarşist, vahşi bir kapitalizm karşısında komünist, aşırı devletçi bir yapı karşısında liberal...
Ancak kişi kendini, otoritenin üzerinden tanımlarsa, referanslarını kaybetmekle de karşı karşıya kalabilir.  Herhalde en büyük tuzak, insanın siyasi görüsünü bir tepki üzerinden oluşturmasıdır. Belki de en başa dönüp, hiç kafa karıştırmadan  temel insan haklarının en üst düzeyde yaşatıldığı bir düzen tarafı olmak yeterli... Ve eğer bu bir siyasi görüşse,ben o taraftayım. Sonuç olarak ideolejiler beni ilgilendirmiyor. Ben, o ideolojilerin uygulamaya geçirildiği süre içerisinde,insan haklarının hangi ölçüde karşılandığı ile ilgileniyorum."

Haksızda sayılmaz Günday bu sözlerinde. Kurtuluş Savaşından bu yana Türkiye’de tutturulmuştur bir milliyetçilik, komünistlik yahut  yeni moda particilik olan “sosyal demokratlik”...

Hangi  biri düzgün bir şekilde işlevini sürdürmüş ve sündürülmemiştir?

Cumhuriyet ile birlikte milliyetçilik iki koldan ilerlemiştir.İlk olarak Atatürk’e olan hayranlık ile seküler bir şekilde ortaya çıkmıştır. İkincil olarak  ve sonradan komünist baskı karşısında, “Allahu ekber” nağralarıyla varlığını sürdüren ülkücü kesimin popüler kültürle, ergenlik zamanlarında, “arkamız olsun" mantığı güden gençleri kendilerine dahil etmesiyle oluşan, gövde gösterisidir.

Bu zamana kadar hangi biri çıkıp da demiştir, "Ben ağacın partisiyim yahut ben suyum partisiyim" diye. Yok olan hayati değerleri hiçe sayarak yapılan siyaset benim ,senin, onun evladının ve torununun geleceğini  görmezden gelmek demektir. Hepsinin gözü anlık maddi değerlerdedir. Doğru ya daha beni düşünmüyorsunuz ki sıra gelecek soyuma gelsin...

Farkına var insanoğlu, farkına var siyasetçi, farkına var ey yetkili merci, yeryüzündeki insan nüfüsü ayağı yanmış attan daha hızlı ilerlemekte. Tükettiğimiz kaynaklarla ve doğaya verdiğimiz zararla 1950’den bu yana güneş ışınları artık dünyayı yüzde 20 daha az aydınlatmakta. Milyonlarca yıl öteye gitmenize gerek yok. Ufak bir matematik hesabıyla ekin vermeyen topraklar  250 yıl sonra dünya sinemalarında. Sanane değil mi onlarca yıl sonrasından.Parayı sevdiğin kadar ağacı sev. Facebook’u sevdiğin kadar suyu... Ama en önemlisi önce kendini ardından tüm insanlığı sev. İçine doğdun topluma kanma ,benzeme onlara. Kendin ol; oku, düşün, tartış ve evrene faydalı ol.

Sen kafanı yorma siyasete apolitik ol. Bilir misin? O şekilde bile bir ideoloji ve siyasi görüş sahibisin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder