27 Kasım 2015 Cuma

Gazetecileri hapsedebilirsiniz, ya gerçekleri nerenize sığdıracaksınız?




Türkiye'de gazetecilik diye bir meslek olmasın artık, hiç gereği yok. Kapatılsın tüm İletişim Fakülteleri, iletişemeyen ülkemde. Katipler olsun, dalkavuklar olsun... Yeter ki paşamın istediği olsun. Nasıl olursa olsun! Bilgimiz olmadan fikrimiz olsun. Olsun da olsun... duble yol olsun, gerisi ne olursa olsun. Muktedir ne istiyorsa onu yazsınlar, onu konuşsunlar. Biat etmenin verdiği huzurla kendilerine gazeteci desinler, onlar söylesin biz gülelim ağlanacak halimize. Muktedir neyin bilinmesini istiyorsa, o söylensin o duyurulsun. Ötesine gerek yok. Bilsek ne bilmesek ne? Muktedir nasıl yürüyeceğimizi anlatsın, nasıl giyineceğimizi, ne içeceğimizi, ne zaman evleneceğimizi, kaç çocuk doğuracağımızı, hava güzel mi, inek dağa kaçtı mı, sağımız solumuz sobe mi... hep anlatsın, bir bir anlatsın ve katipler yazsın, dalkavuklar övsün, çığırtkanlar duyursun. Buyurun gazetecilik işte, mis gibi. Gazetecilik öyle bir hale gelsin ki din ile bütünleşsin; görmedikleri olayları, "Ayy valla gördük, çok fenaydı..." diye anlatanlar peydahlansın aramızdan. Bu saatten sonra ne olur olsun!


Aklıma da gelmişken, "Hukuk, iktidarın fahişesidir." demişti evvelden Bakunin! 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder