22 Aralık 2013 Pazar

Ne güzel demiş Zülfü Livaneli : Ne çok isterdim tek bir çocuğun ahının, koskoca devletleri tuzla buz etmesini, orduları bozmasını, ölüm kusan savaş uçaklarını düşürmesini. Ama elimizden bir şey gelmiyor. Kahrolarak yaşıyoruz. Benim tek pusulam vicdandır. Vicdanı olmayan her insan Nazi’dir.


Hep bir isyan halindeyiz insanlık olarak. Sağlığımızdan, cebimizdeki hiçbir zaman yetmeyen yahut hiç olmayan paradan, ilişkilerimizden, çoğulluktan, yalnızlıktan...

Öyle benciliz ki göremiyoruz etrafımızda olan ve biteni,doyamıyoruz acı kusmaya,ağlamaya...

Sen karnını çeşit çeşit yemek ile doyuruyorken o bir dilim ekmeğe muhtaç yaşıyor. Annen gene kuru pilav mı yapmış? Ne yazık.. Bu duruma sitem ederken unuttuğun nokta, onun burun kıvıracağı bir yemeği yapan anası bile yok. Her gün yalnız başına oturduğu sofrasında ayakkabı boyayarak kazandığı parayla aldığı bir ekmek ve yüz/iki yüz gram kuru soğanı var.

Unutma daha niceleri var...

Babanın her gün cebine koyduğu 50 lirayı pantolonunun cebi delikmişcesine harcarken çok uzak değil, yanı başında aynı havayı soluduğun bu dünyada babası şehit olanlar var.

Sen “Ben bu kitaba mı 20 lira vereceğim?” derken, Hakkari’den Atatürk Üniversitesine  gelen kardeşim, babasının inşaatlarda kum kararak  kazandığı paraya acımayarak alıyor o kitabı. Ya da şahsen gidip kum karıyor, kürek tutmaktan nasır tutmuş elleriyle uzatıyor sahafa parasını gururla.


Dedim ya burası öyle bir coğrafya ki daha niceleri var...

15 Aralık 2013 Pazar

Ölüm; bir insan, bir hayvan veya bitkide hayatın tam ve kesin olarak sona ermesi, ahiret yolculuğu, ebedî uyku, emrihak, irtihal, memat, mevt, vefat...


Sen ki şuncacık boyunla Hektor paşayı yere sermiştin.Üstüne üstlük o bakışlarınla, "Bir problem varsa çözebiliriz" mesajını da çok net veriyordun, küçücüktün...

“Ölüm”kelime olarak bile ne kadar soğuk ve adına layık olacak kudrette cansız… Hayatta sizi karşılıksız seven bir varlığın dünyadan göçüp giden soğuk, kaskatı kesilmiş bedenine dokundunuz mu? Ben dokundum… Ellerinizde hissettiğiniz soğukluk kalbinizi de dondurdur, o hayattayken dokunduğunuz sımsıcak bedeninden ve size sevgiyle bakan gözlerinden eser yoktur. Sadece ona bakar,gözlerinizden akan sıcak  yaşların, onun buz kesmiş bedenini çözsün istersiniz. Gözleriniz yaşlardan yanar haldeyken anılarınızı daha taze tutmak için, inatla kirpiklerinizi kenetler ,hayat sadece orada aksın istersiniz. Parmaklarımı bile kenetleyen ölümün soğukluğu engel değil ölüme sitem etmeme. Faydasız sitemim, ondan alınan ruhla kelimelere verdiğim hayatın bir parçasıdır.


Biricik kızım Zeyna ruhun mutlu olsun, ancak ölüm arkanda bıraktığın mutsuzlukla, adın kalleş olsun…

13 Aralık 2013 Cuma

Bir ağacı sev yeter...



Kağıda kusan yazar Hakan Günday’a siyasi görüşü sorulduğunda, “İdeolojiler beni ilgilendirmiyor”diyor. Ve de insan herşey olabilir diye de ekliyor:

"Baskıcı bir otorite karşısında anarşist, vahşi bir kapitalizm karşısında komünist, aşırı devletçi bir yapı karşısında liberal...
Ancak kişi kendini, otoritenin üzerinden tanımlarsa, referanslarını kaybetmekle de karşı karşıya kalabilir.  Herhalde en büyük tuzak, insanın siyasi görüsünü bir tepki üzerinden oluşturmasıdır. Belki de en başa dönüp, hiç kafa karıştırmadan  temel insan haklarının en üst düzeyde yaşatıldığı bir düzen tarafı olmak yeterli... Ve eğer bu bir siyasi görüşse,ben o taraftayım. Sonuç olarak ideolejiler beni ilgilendirmiyor. Ben, o ideolojilerin uygulamaya geçirildiği süre içerisinde,insan haklarının hangi ölçüde karşılandığı ile ilgileniyorum."

Haksızda sayılmaz Günday bu sözlerinde. Kurtuluş Savaşından bu yana Türkiye’de tutturulmuştur bir milliyetçilik, komünistlik yahut  yeni moda particilik olan “sosyal demokratlik”...

Hangi  biri düzgün bir şekilde işlevini sürdürmüş ve sündürülmemiştir?

Cumhuriyet ile birlikte milliyetçilik iki koldan ilerlemiştir.İlk olarak Atatürk’e olan hayranlık ile seküler bir şekilde ortaya çıkmıştır. İkincil olarak  ve sonradan komünist baskı karşısında, “Allahu ekber” nağralarıyla varlığını sürdüren ülkücü kesimin popüler kültürle, ergenlik zamanlarında, “arkamız olsun" mantığı güden gençleri kendilerine dahil etmesiyle oluşan, gövde gösterisidir.

Bu zamana kadar hangi biri çıkıp da demiştir, "Ben ağacın partisiyim yahut ben suyum partisiyim" diye. Yok olan hayati değerleri hiçe sayarak yapılan siyaset benim ,senin, onun evladının ve torununun geleceğini  görmezden gelmek demektir. Hepsinin gözü anlık maddi değerlerdedir. Doğru ya daha beni düşünmüyorsunuz ki sıra gelecek soyuma gelsin...

Farkına var insanoğlu, farkına var siyasetçi, farkına var ey yetkili merci, yeryüzündeki insan nüfüsü ayağı yanmış attan daha hızlı ilerlemekte. Tükettiğimiz kaynaklarla ve doğaya verdiğimiz zararla 1950’den bu yana güneş ışınları artık dünyayı yüzde 20 daha az aydınlatmakta. Milyonlarca yıl öteye gitmenize gerek yok. Ufak bir matematik hesabıyla ekin vermeyen topraklar  250 yıl sonra dünya sinemalarında. Sanane değil mi onlarca yıl sonrasından.Parayı sevdiğin kadar ağacı sev. Facebook’u sevdiğin kadar suyu... Ama en önemlisi önce kendini ardından tüm insanlığı sev. İçine doğdun topluma kanma ,benzeme onlara. Kendin ol; oku, düşün, tartış ve evrene faydalı ol.

Sen kafanı yorma siyasete apolitik ol. Bilir misin? O şekilde bile bir ideoloji ve siyasi görüş sahibisin.

7 Aralık 2013 Cumartesi

Nicedir Halleri Ve Hayalleri...





Topluma deli gömleği giydiren rejimde ve devlette,insanlar maske takıp sahte kimlik kartlarıyla dolaşmak zorunda mıdır? Bireyler için tek kurtuluş yolu ikiyüzlülük müdür? Ortalıkta duyulan sesler,dönen törenler kısır ritüellerdir. Ekmek davasıyla,polis baskısıyla sündürülmüş insanlardan oluşan bir toplumda fotokopileşmiş karakterler yığılmaya başlar. Örgütlenmeden eser yoktur. Varsa da ölen hukuk devletinde hak aranmak söz konusu bile değildir.İnsanlar dayatılanı bilir,onu düşünürler. Bunun adı rejimin dayattığı gerçeklik değil sosyal soykırımdır.Herkesin aynı şeyi düşündüğü bir toplumda, aslında hiçkimse düşünmüyor demektir. İnsanlık yerini "hiç kimse"lere  bırakmaya mahkumdur.
Zamanında '' yetmez ama evet '' diyenler vardı. Onların hali nicedir acaba ?