İşte bunların hepsi kapitalizm! Aynalı kitap,pembe kitap,siyah kitap derken şimdi de 2 ay içinde yazıları tamamen silinen kitap. O kadar akıllıdır ki bu kapitalizm bir yolunu bulur, ideolojiden uzakmış gibi görünür. Kendini belli kalıplar ile süsler ve peynir ekmeğin bize gereksinimini unutturarak kendini ön plana çıkartır. Bizde onun peşinden karanlıkta yolunu kaybetmiş, kuyruklu yıldızlar gibi uçarız.
Sorarım size, yazısı silinen kitap mı olur? Silinirse de onun adı hala kitap mı kalır?
Kanımca postmodern yazarların yeni bahanesi bu:
“Kitaplar çok sabırlı objelerdir. Onları satın alırız ve daha sonra kitaplar, onları okumamızı bekler. Günler, aylar hatta yıllarca. Kitaplar için bu sorun olmaz fakat yeni yazarlar için sorun. Eğer insanlar ilk kitaplarını okumazlarsa, hiçbir zaman ikinci bir kitap yazamazlar.”
Sloganda mükemmel : Okuyucunun devamlı kitap okumayı ertelemesinin önüne geçen ve böylece yazarların ikinci kitaplarını da çıkarabilmesine yardımcı olmayı hedefleyen kampanya!
Ancak bu sefer bariz şekilde minare kılıfa büyük gelmiş.
Açılımı ya da alt mesajı çok açık bir şekilde "ben buradayım" diye bağırır; yazarlara kazandıkları para az gelmektedir, reklama para harcamadan,yayın evi ile el ele ve o masum mürekkebi de oyunlarına dahil ederek kitap kendi reklamını kendi yapmış olur(Evet “ee bu senin yaptığın ne?”dediğinizi duyar gibiyim. Kabul ediyorum bende bir reklam maşasıyım şu durumda. Reklamın iyisi kötüsü mü olurmuş? Haklısınızda.Bağışlayın...). Kendileri oluşturdukları suni piyasada birer balon olmayı,o anlık çıkarları için göze almışlardır. Ne diyelim başarılar...
Kitaba verdiği parayla canı yanan tiplerden değilim. Eğer öyle olsaydı şuan bu polemiği yaratma çabasında olmazdım. Şuana kadar hangi yazar olursa olsun bana(bizlere) sunduğu fikirlerinden dolayı para harcadıysam her kuruşuna kadar helal olsun. Ancak umuyorum ki canım ülkemde böyle ucuz numaralara kalkışılmaz. Ben kitabı kokusuyla, kimi zaman hafif rüzgarda kumsala vuran dalgaların hışırtısını andıran sayfalarının çıkarttığı ses ile, yeri geldiği zaman ise açıp altını çizdiğim,silinmeyen cümleleriyle sevdim. Ve eminim ki sizler de öylesiniz.
Kimler kitaplığında içi boş bir kitap barındırmak ister ki? Söz uçar yazı kalır diye boşuna mı demişler? Yazı da uçarsa elde avuçta ne kalır?
Günümüzde onca emek harcanarak oluşturulmuş arşivleri ve kütüphaneleri bir an da unutmak mı düşer bizlere yahut sıkı sıkıya bağlanmak mı?
Bu şekilde “ekstradan” heba olacak ağaçlarımız da bir ayrı tartışma konusu!
Aslında bende sitemkar sözlerle bunu paylaşsamda sizlere ayak üstü bir ideoloji pazarlamış oldum. Neyse beyinlerde oluşmuş onca örümcek ağının arasında bulur benim de değersiz sözlerim bir yer...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder