28 Kasım 2013 Perşembe

Mavi Bir Başparmağa Tapan “Buda”lalarız Artık

                              


“Sosyal medya üzerinde gerçek kişiler ancak gerçek olmayan/olamayan kişilikler var. Olmadığı kadar kendini seksapil hisseden/hissettirilen,hiç olmadığı kadar kendini yakışıklı göstermeye çalışanlar, hatta ve hatta hiç olmadığı kadar kendini zeki yahut hiç olmadığı kadar sersem olanlar..”

İşte tam bu noktada sosyal mecralarda nefret söylemi kendini gösteriyor, doğuruyor yahut kendine bir yer ediniyor. İnsanlar fesatlıklarıyla, elde etme arzularıyla, elde edememe hırslarıyla birbirine bok atma süreci içine giriyorlar. İnsanlar insanlıktan çıkarak,sosyal medya kronikleri haline geliyorlar. Ağızlarına gelenlerde cabası; yakışıklı isen bir anda bakmışsın ki “ibne”olmuşsun, çok güzelsen de kesin “orospusun”!

Gerçek olmayan/olamayan kişiler için bu mecrada birşeyleri başarmak, elde etmek  günden güne kolaylaşıyor. Yaşam amacı, kendini başkalarına pazarlamaya dönüşen stereotipler karşımıza çıkıyor. Kişilik kayıpları, psikolojik sorunlar, bunalımlar kendini gösteriyor. İnsanlar müptezel olup, hiçbir şeyden keyif almayarak, hayatlarına intihar ile son verebiliyorlar.

Ne yalan söyleyeyim,  "90’larda ve milenyumun başlarında sabah 9’da evden çıkıp, akşam 9’a kadar top peşinde koştuğum, eve  girdiğimde ilk iş bilgisayarı açmak yerine  buzdolabını açtığım, ardından sanal sayfalar yerine reel sayfalar karıştırdığım günlerin özlemine kapılmaya erken yaşta mı başladım?" diye, düşünmüyor da değilim.


Vay  benim evladımın haline...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder