
1980 sonrası spor ve siyasetin iç içe geçmesiyle, futbol; klüp yöneticelerinin ve siyasetçilerin içinde “medya” denilen bir organın şekillenmesine sebebiyet vermiştir. Türkiye’de spor, medya açısından iki takım ve tek spordan ibaret bir küme halini aldı. Fair play ruhu barındırmayan sözde sporcular, rakip takımın taraftarlarını sahaya kabul etmeyen klüpler, "Emre taç kullanmasın", "Melo köşe gönderine gitmesin" gibi söylemler ile ötekileştirme kendine yeşil sahalarda da bir alan yarattı.
Mantık ve tekelleşen medya sporu öyle bir hale getirdiki artık spor kültürüne ait olmayan her olgu spora dahil oluyor. Sözde tarafsız sahada oynanacak olan bir futbol maçı öncesi insanlar taraf olup birbirlerinin üzerine bıçakla saldırıyor. Söz konusu futbol olunca rakip kelimesi düşman kelimesiyle eş anlamı taşıyor.
Bu ülkenin insanlarının asıl sorunu; gerçeği görmek yerine bulundukları yere dev aynasından bakarak, kendilerini belli başlı pozisyonlara oturtup orayı hak ettiklerine kendilerini inandırmalarıdır. Sahiplenmeyi çok iyi bilen Türk milleti doğduğu ve büyüdüğü şehrin takımı söz konusu olduğunda popüler külütürün başkenti olan İstanbul takımlarından başaksını sahiplenemiyor. Her alanda olduğu gibi başarılı olma hissiyatıyla iki büyük takımdan başkasını göz görmüyor.
Almanya’da yaşayan toplam 3,5 milyon Türk’ten 300 bini lisanslı futbolcu iken Türkiye’ye baktığımızda bu rakam 70 milyonluk nufüsün 450 bininin lisanslı futbolcu yetiştirebilidiği gerçeğiyle yüzleşmemiz gerektiğini gözler önüne seriyor. Böyle bir ülkeyi, böylesi çirkin bir spor mecrasını sahiplenmeyen Mesut Özil “vatan haini” ilan ediliyor. Sorarım size; sadece Türk anne ve babadan doğması Türk milli futbol takımını seçmesi için yeterli bir sebep midir? Almanya’da aldığı futbol eğitimini, orada yaşayıp oranın takımlarından ekmek yemesini hiçe sayması asıl vatan hainliğidir. Bu durum yeni doğan evladını bir cami avlusuna bırakan annenin yıllar sonra meydana çıkıp “seni ben doğdurdum, öz ananan benim” söylemleri kadar komik ve kabullenilmesi güç bir durumdur.
Sporun futboldan ibaret olmadığını kabullenmemiz gerekir. Bu işin sonu sahanın ortasında birinin bıçaklanarak öldürülmesidir. Bu işin sonu toplumsal patalamadır. Bu işin sonu sporun “çağ atlaması” yani kanlı gladyatör dövüşerlini arzulayan bir taraftar kitlesidir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder