Ağaçların ücretsiz Wi-fi sinyali gönderdikleri bir evren düşünün; sanırım herkes yaşadığı çevreye minimum bir adet ağaç dikerdi. Ve evren yaşanılabilir bir yer olurdu. Hiç olmadı senin, benim, onun evladına verimli bir toprak bırakabilme ihtimalimiz olurdu. Kim bilir belki güneş de sitem etmezdi bizlere ve doğaya.
Ne yazık ki, onlar sadece nefes almamızı sağlayan oksijeni üretebiliyor. Bu da "sosyal medya ve internet kroniklerine" bir iyi geceler öpücüğü olsun...
28 Ocak 2014 Salı
20 Ocak 2014 Pazartesi
Her derde deva iksir!
Oturmuşum edebimle finallerime çalışıyorum, kitapta yazılan bir cümleye takılıyor aklım. ”Bilgi çağıyla birlikte ulusal sınırların ortadan kalkışı, teknolojide yaşanan baş döndürücü gelişmeler, dünyayı bir tek Pazar haline getirmiştir.” diyor.
Hal böyle iken adamlar işeyip ardından o sarımsı sıvıyı göz alıcı bir şişeye koysalar, etiketinede “ölümsüzlük iksiri” yazsalar, alacağız yahu!
Parayla mı? "Yaşasın kapitalizm" demekten kendimi alamıyorum. Neyse ben çalışmaya devam etmeye çalışayım.
Hal böyle iken adamlar işeyip ardından o sarımsı sıvıyı göz alıcı bir şişeye koysalar, etiketinede “ölümsüzlük iksiri” yazsalar, alacağız yahu!
Parayla mı? "Yaşasın kapitalizm" demekten kendimi alamıyorum. Neyse ben çalışmaya devam etmeye çalışayım.
17 Ocak 2014 Cuma
3 Numara
Bir zamanlar sırma gibi olan saçlarım artık “3 numara”. Sıkıldım mı demeliyim yoksa geleceğe hazırlık mı bilemedim. Çok değil 5-6 sene sonra, şöyle otuzuma merdiven dayadığımda zaten döküleceklerdi. Bakmayın öyle sağlıklı ve canlı durduklarına; kafamın içinde dolaşan onlarca, yüzlerce düşünceye karşın ilk onlar isyan edecek, teel tel terk edeceklerdi beni. Ne de olsa bana çekecekler; anarşistiz biz deyip vuracaklar bolyozu her bir kök hücresine.
Durum böyle olunca bende bırakacağım düşünmeyi, okumayı,yazmayı ve karalamayı... Kendimi seveceğim. Sizler gibi olacağım. Bakarsınız o tek kişilik kafe koltuklarına benzer bir göbeğimde olur. Hani şu oyun hamuru gibi rengarenk olanlardan. Neydi adı? Armut koltuk mu? Evet evet ondan. Başkasının rahatı ve huzuru için kendini ezdiren, her şekle giren... Her neyse işte o zaman onu andırır göbeğim. Bende diğerleri gibi diğerlerinin düşüncelerini umursamaya başlarım.
Değişim tek yönlü olmamalı tabi. Gıdım ve ensemde oldu mu şöyle üç kat, kalantora bak derler arkamdan. Ne de güzel havam olur. Kel ve göbeği ondan bir adım önde olan bir kalantor!
Bilmem bilir misiniz kıyamet hazırlıkçıları vardır; yeryüzünde olası bir felaket olursa her türlü hazırlığını yapmış yaşama savaşına erzak, barınak ve silahla 1-0 önde başlayacağını sanan tipler. Bende şu postmodern dönemde bilginin geri plana düştüğü, okumanın önemini yitirdiği, anlık yaşama olgusunun ön plana çıkarıldığı, sadece görsellik(televizyon,bilgisaya r,tablet vs.) ile beslenen bu yeni dünyaya hazırlık için ilk adımımı atmış bulunuyorum, ancak ters yöne gidiyorum; güzelleşmek yerine çirkinleşiyorum. Göze hitap edemiyorum. Fikirlere oynamak daha bir cezb ediyor beni. Görüyor musunuz ulan aksiliği? Gene başaramadım izinizden gitmem için önüme attığınız ekmekleri takip etmeyi.
Kellesi üç numara olan arkadaşlarımın(sadece arkadaşlarım değil elbet,sesim kime ulaşıyorsa) sözlerime alınmasını istemem. Sizleri ben her halinizle seviyorum. Ancak insan ayırmayı pek sevmiyorum. Hem baksanıza bu durumu acı olarak görüyorsanızda, acınızı en samimi şekilde paylaşıyorum.
Durum böyle olunca bende bırakacağım düşünmeyi, okumayı,yazmayı ve karalamayı... Kendimi seveceğim. Sizler gibi olacağım. Bakarsınız o tek kişilik kafe koltuklarına benzer bir göbeğimde olur. Hani şu oyun hamuru gibi rengarenk olanlardan. Neydi adı? Armut koltuk mu? Evet evet ondan. Başkasının rahatı ve huzuru için kendini ezdiren, her şekle giren... Her neyse işte o zaman onu andırır göbeğim. Bende diğerleri gibi diğerlerinin düşüncelerini umursamaya başlarım.
Değişim tek yönlü olmamalı tabi. Gıdım ve ensemde oldu mu şöyle üç kat, kalantora bak derler arkamdan. Ne de güzel havam olur. Kel ve göbeği ondan bir adım önde olan bir kalantor!
Bilmem bilir misiniz kıyamet hazırlıkçıları vardır; yeryüzünde olası bir felaket olursa her türlü hazırlığını yapmış yaşama savaşına erzak, barınak ve silahla 1-0 önde başlayacağını sanan tipler. Bende şu postmodern dönemde bilginin geri plana düştüğü, okumanın önemini yitirdiği, anlık yaşama olgusunun ön plana çıkarıldığı, sadece görsellik(televizyon,bilgisaya
Kellesi üç numara olan arkadaşlarımın(sadece arkadaşlarım değil elbet,sesim kime ulaşıyorsa) sözlerime alınmasını istemem. Sizleri ben her halinizle seviyorum. Ancak insan ayırmayı pek sevmiyorum. Hem baksanıza bu durumu acı olarak görüyorsanızda, acınızı en samimi şekilde paylaşıyorum.
7 Ocak 2014 Salı
Çok mu zor bir selam ?
Hayatımdaki herkese mutluluk getirmek isterdim tek
dokunuşumla hatta abartmalıyım adı üstünde ütopya bu; düşündüğüm anda onlarla
olmak, olamadıklarıma vakit ayırmak, insan ayırmamak...
Nice mutluluk
doğurmak isterdim. Herkese yetemiyor ya insan; kimi zaman herkesle
kalamıyor, kendisiyle bile yüzleşemiyor; çatlak aynalara gebe kalıyor çoğu zaman. Sevdiğim dediğine bile yetemiyor kimi zaman.
Yaşam mücadelesi mi
koymuşlar adını? Kör oluyor çoğu zaman...
Çok basit aslında sana dokunanlara dokunmak; bir ufak
tebessüm,bir kaç selam.Yeryüzündeki kalabalıktan mıdır bilinmez. Kendi oluyor
insan; ben oluyor, tekilleşiyor, kabuğuna
çekiliyor çoğu zaman. Unutuyor zamanında yanında olanı ve ona el uzatanı.
İnsanoğlu bu artık ne eylerse pelesenk olmuş
dilime tek bir kelam; eyvallah.
Unutma nankördür hayvansal dürtülerle yaşantısını sürdüren
insanlık olgusu.
Toza hasret siyah gibi kin tutuyor her hücresinde insanoğlu...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
