29 Aralık 2014 Pazartesi

2015 öncesi...





Darmadağın oluyoruz, parçalara ayrılıyoruz. Çünkü durmadan istiyor ve arzuluyoruz. Sonra da nostalji adı altında eskiden sahip olduklarımıza iç çekiyoruz, yeni aldıklarımıza ve buna rağmen tozlanması için raflara kaldırdıklarımıza bakarak... Yazık ki biz, arafta kalmış yılların arafta kalmış bireyleriyiz; geçmişi özleyerek, geleceğe özenerek geçiyor yıllarımız. Tüketmeyi gelişmek, gelişmeyi; demokrasi sanıyoruz. Karışarak toplumcu, gerçekçi yalanlara var olmaya çalışıyoruz. Evleniyoruz, istenilen üç çocuk ve daha fazlasını yapıyoruz, krediyle alınmış rezidanslarımızda, adını dahi telafuz edemediğimiz kokteylerimizi yudumluyoruz... Kendimizi bankalara esir ediyor, “artık çoluk çocuğa karıştım, karışamam ben böyle işlere” diyerek, iktidar bizlere ne dayatırsa kabulleniyor ve korkuyoruz. Öylesi bir ülkenin insalarıyız ki biz; bir yandan uçan balon yükselmeden önce atılan çapalı halatı sıkıca tutmaya çalışırken, bir yandan da bulutların, balonu yükselten ateşin ve gökyüzünün asaletine kaptırıyoruz kendimizi. Nereye ait olduğumuzu bilmiyoruz!