Bir Eylül vedasıdır; yeryüzüne düşen yağmur damlalarının toprağa karışan kokusu. Soğuk bira şişelerinin yerlerini, evde yapılmış, iç ısıtan ve daha yüksek kafalara sebep olan kırmızı şarap şişelerine devir etme vaktidir. Deniz kıyılarında kitap okumak, yağmur damlalarının dövdüğü pencere camlarının ardında kurulan bir hayaldir artık, sekiz ayın sonunda ölmezde sağ kalırsak kavuşulacak bir özlemdir. Yaz boyu köküne yakın olan saç uçlarının kulağı örtme vaktidir. Ancak, edebiyat sevdası çıplak bedenlerimizi örten, naftalin kokulu nevresimlerin altında değil her mevsim bakidir.
(Bu yazı da, diğer sonbahar vedaları gibi alabildiğine klasiktir!)

