28 Eylül 2014 Pazar

Eylül


Bir Eylül vedasıdır; yeryüzüne düşen yağmur damlalarının toprağa karışan kokusu. Soğuk bira şişelerinin yerlerini, evde yapılmış, iç ısıtan ve daha yüksek kafalara sebep olan kırmızı şarap şişelerine devir etme vaktidir. Deniz kıyılarında kitap okumak, yağmur damlalarının dövdüğü pencere camlarının ardında kurulan bir hayaldir artık, sekiz ayın sonunda ölmezde sağ kalırsak kavuşulacak bir özlemdir. Yaz boyu köküne yakın olan saç uçlarının kulağı örtme vaktidir. Ancak, edebiyat sevdası çıplak bedenlerimizi örten, naftalin kokulu nevresimlerin altında değil her mevsim bakidir. 
(Bu yazı da, diğer sonbahar vedaları gibi alabildiğine klasiktir!)

10 Eylül 2014 Çarşamba

Sen adını ne koydun hayalinin?



Tüm hayallerimize ulaştığımızda, adı ne olacak hayalin? Paranın mutluluk vermediğini anladığımızda, önemli olanın sadece karın tokluğuna çalışanlarla aynı sofraya oturabilmek olduğunu anladığında, en kaliteli markaların bile ahlaksızlıklarını örtemediğini anladığında, izlediğiniz filmlerin senaryolarını yazan olduğunda, yazdıklarını artık insanlar okumadığında ya da okuyup senin hayatta olmadığında, koşarak arşınladığın yolları diğer insanların tahayyülleri bile almadığında, yüzlerce kadınla ya da adamla yattığında, seni yarattığına inandığın tanrının asĺında egolu bir manyak olduğunu anladığında, denize bir adet şişe bile atmamış bir evlat yetiştirdiğinde, hatta onlar kendi hayatlarını çizdiklerinde, sen en iyi alkol ve en iyi uyuşturucuya bağlandığında, en tehlikelisi ölümlü bir canlıya ait olduğunda, onlarca canlının hayatını aldıktan sonra yatacağın mapusta...


Adı ne olcak hayallerin? Söylesene bana, adı ne olacak hayallerin!